Bölüm 1
İNANÇ
Herkes farklı gözlükler takar hayata karşı , farklıdır
bakışı , gördüğü renkler ve camlarının genişliği , büyüklüğü . Bizim bu yaşamda
camlarımızı , çerçevelerimizi genişletmektir amacımız diye inandım ben ,
büyümeye o zaman karar verdim .
Ama ezberden , bilinçsiz yapılan büyüme
değil , gerçekten “var” olan bir ruh olarak büyüme ve dahil olduğumuz
oyunu anlama , tabloya herzaman uzaktan bakmak amacı ile yürüyorum , güzel mavi
noktamızın , şaheser gezegenimizin üzerinde .
İçimde ufak bir çocuk var beslediğim ; maske takmayan ve
yalanlara inanmasına , tapmasına izin vermediğim . Kalbi kocaman çocuk .
Bazen o çocuğu ortada bırakıyorum , kırılıyor , kırıyor
etrafını . Niyeti kimseyi incitmek değil aslında.
Bölüm 2
DURUM
Bir duruma yaklaşımımız genelde aynıdır , beynimizde rafine
eder , analiz eder ve hızlıca karar veririz ne tepki vereceğimize , neye inanacağımıza
veya bize göre “ gerçekte ne olduğuna!!! “ .
Yanılma sebebimiz ise , herkesi kendimiz gibi aynı
tecrübelerden geçtiğini kabul etmek ve hayata matematikmiş gibi 2+2 eşittir 4
müş gibi davranmamızdır . Ama hayatta , duygularda , inançlarda ; matematik ve
fizik yasaları ışık fotonları gibi hareket eder ve madde davranışı göstermez ,
kütlesi yok olur, hareketleri doğrusal değil dalga şeklinde olur . Biz öğrenmek
için araştırmayı , soru sormayı değil de kendi inançlarımızı , ezberlerimizi
olaya kattığımızda , aslında karşımızdaki kişi/olay bizmiş/bizimmiş gibi davranır
ve yargılarız . Yargılarımızda dolayısı ile yanlış olur ve kendimizi ve
karşımızdaki insana/duruma , manen bazen madden zarar veririz .
Değişim değişmeyen tek şeydir bu hayatta , her an değişim
vardır . Ezberlerimiz bizim düşünce şeklimizi bataklığa çeviren içgüdüsel
yanılgılarımızdır.
Rivayette
Bilge’ye sormuşlar;
"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?"
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?"
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar
şaşırmışlar:
"Aman üstad,
dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?"
O da nereden çıktı? Neden terzi?"
Bilge, bu soruya da
şöyle cevap vermiş:
Dostlarım, evet ben
terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama
ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar
da, beni hep aynı gözle görürler.
Bölüm 3
IŞIK
Ruh olarak başladığımız bu serüvende , ilk yaradılışımızı ,
kusursuzluğumuzu zamanla kusurlu ve yaralanmış hale getiren gene bizizdir.
Işığın yokluğu , ışık varken etrafta olanların yokluğu değil
, o esna bizim onları görmeye yetecek yeterli algı destekleyicimizin
olmayışıdır. Bu nedenle ışık olmadığında , gözümüz karardığında referans
noktalarına ihtiyaç duyarız , asla sizi yanıltmayacak bir kör bastonu gibi .
Elinizin altında bize aslında ışığın ve karanlığın geçici olduğunu gösteren
rehberlere ihtiyacımız vardır .
En karanlık gününde bile unutma , ışık varken olan herşey
yerli yerinde ve içindeki kör inançlar seni sınıyor sanki karanlık varmış gibi
. Ama nefes aldığımız müddetçe , en zor günlerden bile geçerken herzaman ışık
var herzaman en değerlisi umut var. Yaşamak , gülmek , sevmek , ağlamak ….. hep
umut var diye var . Umut var ise asla karanlık yok .
İçinde yol aldığımız gemi tabi ki fırtına ile karşılaşacak ,
tabi ki karanlık geceye girecek ama o fırtınalar ve geceler değil mi doğa’ya
denge getiren . İleride bize güneş olduğunu haber veren . O zaman inanmayı hiç
bırakmasak , hep güvensek bizim dışımızda gelişen olayların iyi olduğuna ,
hemen göremesek bile getirdiği iyiliği veya engellediği kötülüğü .
Bölüm 4
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder