Elleri titreyerek kapıyı açtı . Ayakkabılarını çıkardı ,
topuklarının üstüne basarak. İçeride ki üçlü koltuğa gelip oturdu , karşısında ki
beyaz duvara bakıyordu ama gözleri görmüyordu duvarı , beyazı . Dışarıdan insan
sesleri geliyordu , araba sesleri , sokaktan . Bir sigara aldı ve yaktı
sehpadan.
Sigaranın dumanı havada asılı kaldı , zaman durdu . Kalbi
atmıyordu ama ağırlığı sanki taşınmayacak gibiydi göğsünde . Zaman , ah ah o
zaman ! Bitecek miydi acaba ? Ağlamak , bağırmak , duvarlara vurmak …. Bir
tarifi yoktu şuan acının . Acı ; ete kemiğe bürünmüş , boğazına sarılmıştı,
hareket edemiyordu. Sessizliğinin sessizliğinde , içinden geçirdi , dua etti ,
yalvardı , “ lütfen al beni buradan artık ” .
Dağlar bile yumuşadı bu acının, isteğin , yakarışın ,
tutkunun, yeminin karşısında , atmosfer
sertleşti , nehirler durdu , ağaçlar yapraklarını döktü , çiçekler leş kokmaya
başladı . Denizler yavaşça yükseldi , bir martı ağzındaki simidi bıraktı
boğazda.
Kanatlı , parlak bi varlık belirdi odada , uçuyormu ,
yürüyormu belli değildi , yaklaştı ve ellerini kafasına koydu , gözleri ölü
gibi bakan ölümlü’nün . Herzamanki gibi görülmediğini sandı sonsuz soluklu
varlık . Eğildi ve aslında hiç duyulmayacağını düşündüğü sözleri söyledi
kulağına , nefesi sayılı olanın , acısı doğayı üzenin , anlamları yok edenin , manaya düşman olanın kulağına .
Munch’un Çığlığının renklerinden , köprüsünden , karanlığından
, bir anda dünyaya geri döndü ve “ otursana “ dedi , ışık saçan heybetli
varlığa . Şaşırdı varlık , daha önce hiç fark edilmemişti , daha da kötüsü hiçbir
ölümlü sesini , söylediğini duymamıştı .
Şaşkınlıkla oturdu varlık , adapte olamadı duruma .
“Duydun mu ? “ dedi .
“Duydum. “ dedi , sakince , ölüm’lü .
18 saattir ilk defa su içmek istedi . Susuzluktan , açlıktan
, halüsinasyon görüyor olabilirdi . Su’dan bir yudum aldı ve arkasını döndü , ama oradaydı , güneşin bir parçası gibi
parlıyordu , ışık varlık .
“Neden ben ?” dedi , Işığa . Işık ise hala şaşkındı . “Sen ,
kendi varlığını aşağıladın.” dedi kızgın bir tonla ve
devam etti . “Ben bunu , kendi varlığının değerini bildiği halde , senin gibi
çok üzülen herkese söylerim , ama bugüne kadar beni gören veya duyan olmadı .”dedi
.
Yedi milyar insan varsa yedi milyar evren vardır . Herkesin
evreni başkadır , bazısı evreninin farkındadır , bazısı değil . Evrenini nakış gibi işleyende vardır , çöplüğe
çevirende , zengin evreni olan da vardır , evreni boş olanda . Bu gezegene ilk
defa gelende vardır , son defada .
Her an eşsizdir ,
varlığımızın yolculuğunda .
Elinde su bardağı , duyduklarını düşünmeye başladı ve zihninin
zincirleri erimeye başladı hızlıca . Gözlerini kapatamıyordu .
Kapatmaya korktu gözlerini , ya ışık giderse dedi içinden .
Gözlerini bi daha kapatmadı .

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder