29 Ekim 2008 Çarşamba

Devrim

Devrim deyince ne anlıyoruz?cidden çok merak ediyorum.devrim kelimesini duyan 10 insandan 9 u paniğe kapılıyor.hayır komünizm istemiyoruz paniği bu genelde.arkadaş kelimelerin anlamları bu durumda ne hale geliyor aklım almıyor.Atatürk devrimci değilmiydi?sigarayı uzun bir süreden sonra bırakmak devrim değilmidir insann kendisi açısından?Mesela Amerika'nın kendi piyasasında olan firmalara 850 milyar dolarlık yardımda bulunması liberal ekonomik sisteme aykırı değilmi?Devlet müdahelesi olamaması gerekmezmi serbest piyasada?bu durumda Amerika'nın yaptığı sosyalist bi tavırdır.Yani ekonomilerde de devrim olabilir.Haydi arkadaşlar alttaki tanımı bir okuyalım,okuduğumuzu anlamaya çalışalım.

Devrim, Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik.
(kaynak : wikipedia)

oku bakalım ne yazıyo yukarda?anlamadıysan bir daha oku.hayatın mükemmel olduğunu düşünüyorsak yapılacak devrim kalmamış demektir.Yok eğer mükemmel değil diyorsanız -ki hayır hayır seslerini duyar gibi oluyorum sevgili okurlarım- devrimler devam etmek zorundadır.hayatlarımızda ki , toplumumuzda ki sonrada dünyamızda ki kötü giden yapıları değiştirmeli,gelişkin ve faydalı duruma getirilmeliyiz.

Atatürk gibi ulu devrimci önderimizi hatırladığımız ve hatırlattığımız şu günlerde size tavsiyem onuda doğru anlamaya çalışmak.tabi şimdi çoğunuza hıyar gibi anlatıldığı için o zaman yapılan devimlerin çok kolay olduğunu düşünüyorsunuz.o zaman mesela kaç taneniz alfabeden bi harfi değiştiricek devrimi yapabilir ya da bunun için ne gerekir bilebilir.Atatürk hakkında vatan hainidir diye bildirge yayınlandıktan sonra devrimi yaptı hem iç hem dış düşmanlara karşı.peki o esna yakalansaydı osmanlı artığı yönetim tarafından.muhtemelen idam edilecekti ve biz onu tarih kitaplarında bir satır olarak okuyacaktık vatan haini olarak.olayları tek bir pencereden anlamak ve saygısızlık yapmak çok basittir,basit insanlar için.devimleri anlamak devrimi anlamak önemlidir.kelimeleri doğru anlamlarıyla anlayalım.şimdi alttaki yazıyı dikkatle okuyalım ve anlamaya çalışalım.hadi güzellerim benim.

Türk milletinin istidadı(yetenek, yatkınlık, eğilim)ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.
Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.
İnkılap(devrim kelimesinin 82 yilindan sonra devlete gore daha makul olani), Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.ATATÜRK

16 Ekim 2008 Perşembe

yararlı sitelere saygı kuşağında

www.classicfootballshirts.co.uk

eski , klasik , dünya , klüp , kullanılmış , yepisyeni formalar burda . sitede birçok farklı ülkeye ve takıma ait formalar satılmakta.site çok güzel düşünülmüş ve içeriği gittikçe zenginleşen uzun zamandır gördüğüm ender içinde kaybolunan cinsten sitelerden.

14 Ekim 2008 Salı

sır'ra kadem basasım , pastaya krema koyasım gelir aniden...

durum cidden başlık gibi . arasıra öyle bi daral geliyor ki insan saçmalıyor.arkadaş kendi evinde insan özgür olmaz mı , özeli olmaz mı ? arkadaş bende bi annane var beraber 3 oda 1 salon evde yaşıyoruz , pardon o yaşıyor .2 kişi sığamıyoruz eve , benim eşyalarımda sığmıyor tabii . eskiden kalma kitaplarım var üniversite sınavından kalma , sağdan soldan aldıgım eski dergiler filan da var , neyse uzatmim bi dolabın yanında duruyolar , bende atmak istemiyorum.arkadaş senelerdir bastırır bana "at o kitapları" "at kitapları" sonra baktı ki ben yemiyorum durumu ve atmak istemiyorum , son senelerde söylem değiştirip o kitapları ihtiyacı olana verelim demeye başladı son günlerde de camii ye verelim yazık ordaki çocuklara demeye başladı . neyse bugün ailenin diğer üyelerininde baskılarıyla ( annanem sussun diye baskı yapıyolar ) kabul ettim . ayıklim kitapları ondan sonra verirsin dedim ve araya sıkıştırıp sordum " annane kitaplar kalkınca yerine bi'şey koyucakmısın?" eyvah eyvah duydugum cevap beni duraklattı senelerin baskısının sebebi , yazın halıları kaldırınca , yuvarlak halde oraya dikmek içinmiş....baktım ortada benim lise yıllığı dolanıyor , kel alaka anlamadım sordum bu ne arıyo ortada diye ( kapaklı ve kapağı kapalı kütüphanemde sıkışık bi' arada durduğu ve annanem oraya yetişmek için çok zorlanıcağı için ) şaşırdım çünkü..neyse sadede gelim cevap şu "kitap aradım okumak için , bi' şey bulamadım , orada bunu gördüm bakim dedim " yaaa annane bi git ya , bulmaca çözemiyorsun göremediğin için , 70 yaşındasın , orda senelerdir ilk defa kitap arıyorsun ve buda yetmezmş gibi seneler önceki resmimi o kalın mal almanağında arayıp bulup okuycaksın , eeee ben kıllanmim de kim kıllansın bu durumdan..hemen gittim dolaba bakmaya , açtım kapağı , sen tut ne var ne yok etrafta bıraktığım dandirik gazeteler , manasız ders notları , işimle alakalı kataloglar nerde saçma rutik şey varsa tutmuş sıkıştırmış oraya..ve ne dersem diyim ne sölersem sölim o haklı çıkıyor . küçük şımarık kardeş gibi bi durum . yaşlıları sevelim mesajı vermek isterdim ama şu sıra hepsini bi' yerde toplayıp napalm atasım var.

bi' analiz "EGO" bölüm - 2

gerekli koşullar oluştuğunda her insan egosunun kurbanı olur ve onu dışarı çıkarır.ve bunu farkedicek kadarda akıllı biriyse anında mevzuyu kurtarmak için saçmalamaya başlar ve manasız şeylerle sizi itham eder ve nekadar hatalı ve haksız olduğunuzu söylemeye başlar.ego ile yazıcaklarım bundan ibaret.uzatmayın uzattırmayın.

11 Ekim 2008 Cumartesi

bi' analiz "maaş"

ya arkadaş toplam da ( 5 + 3 + 4 + 4 ) = 14 sene biraz artıyla ( üniversiteyi kazanamama + uzatma ) 17 sene falan okuyoruz.17 sene çarpı 12 ay =204 ay yapar , her ay ortalama bize 250 YTL harcansa bugüne kadar 51000 YTL para harcanmış bize.mezun olup iş bulsak aylık iyi ihtimal 1200YTL kötü ihtimal 600YTL alıcaz.ortalaması 900 YTL yapar.bu paranın hepsini su bile içmeden biriktirsek (51000YTL / 900 ytl = 56,6 ay) toplam 4,7 senede harcadığımızı amorti ediyoruz.yani yaklaşık 5 sene sonunda yani ilk hesabımıza eklersek toplam 22 yılda başabaş noktasına geliyoruz ilkokulada 7 yaşında başlasak 29 yaşına geldiğimizde hayata başlayabiliriz borçsuz harçsız.tabi o 5 sene boyunca hiçbirşey yemiycez , içmiycez , giymiycez , bi yerde barınmıycaz yani bizimle ilgili hiç bir harcama yapılmıycak.Arada görece şanslı insanlar çıkıp amorti süresini 3 veya 2 seneye indirenler olabilir ama bunlar da o süreleri indirmek için bi yerlerde fazladan harcama yapmışlar ve amorti süresini aslında gene yukarı taşıyarak gene aynı noktalara yakın yerlere getirmişlerdir.

10 Ekim 2008 Cuma

Büyük Balık , Küçük Balık ;

Kapitalizmin çatırtıları duyulmaya başladı.Artık insanların gözlerinin önündeki perdeden zoraki de olsa ışık sızıyor.Kapitalizm nedir?Kapitalizm vahşettir.Tüketemeyeceğin metaları boşa harcamaktır.Üzerinde fazla çalışılmamış bir örnekle durumu izah etmeye çalışacağım.

Dünyada 1000 birim doğal kaynak olsun ( petrol , demir , su ….vs) tüm insanlık eşit paylaştığında 10 senede 1 birim doğal kaynak tüketiliyor olsun.Bu durumda doğal kaynaklar insanlara 10.000 yıl yetecek demektir.Kapitalizm’de ise durum şu: Ne kadar bulup çıkarırsan , depolarsan , kazanırsan o kadarı senindir ve harcamayı da istediğin gibi yaparsın.Bu durumda akıllı , zeki , çalışkan olmak demek bu kaynaklardan çok fazla ele geçirmekle doğru orantılıdır.Üretken olmak ise bu kaynakların nasıl ele geçirileceğini iyi planlayabilmektir.Bu durumda Üretken , zeki , akıllı , ve çalışkan adayları bu işe sert bir şekilde girişir ve önlerine çıkan engelleri gerektiğinde cinayetle de olsa geçer ve hedefe doğru hareket ederler.Bu durumda herkes kaynaklara bu gözle baktığı ve saldırdığı için kaynaklar hem eşit dağılmıyor hemde 10 yılda 10 birim kaynak harcanıyor ( örneğin siz 1200cc bir araca binerek aylık yakıt ihtiyacınızı 70 lt. olarak kullanırken bir başkası 5000cc bir araç kullanarak aylık yakıt ihtiyacını 400-450 lt. gibi seviyelerde tutmaktadır.).Hal böyle olunca kaynaklarda hızla erimekte ve yok olmaktadır.

Anlatmaya çalıştığım şey öyle veya böyle kapitalizmin kendini parçalayacağı veya kabuk değiştirip daha sosyal bir yapıya dönüşeceğidir . Vahşi kapitalizmin üyeleri , insanları sürekli tüketmeye yönlendirmekte onlara yeni ihtiyaçlar oluşturmaktadır.Bu sayede sürekli olarak diğer üyelerin önüne geçmeye çalışarak değerli kağıt ve madenleri eline geçirmeye çalışmaktadırlar.Büyük balık küçük balığı yutar felsefesi ile hareket eden sistem üyeleri , bir müddet sonra tüm değerli metalar kendi ellerine geçtiğinde ( süreç olarak büyük balıklar küçük balıkları tamamen yuttuğunda yem olarak ne kalıcak?) bu sefer birbirlerine karşı mücadele sertleşicek ve rakipler bu durumda artık av olucaklardır.

Devletlerde aynı şekilde birbirlerine karşı politikalar belirlerler .Enerji ve gıdada dışa bağımlı olmak köle olmaktır ve bunu bilen devletler politikalarını , başka ülkelerin kendilerine bağımlı olması ve enerji kaynaklarını ele geçirme şeklinde belirlerler.
Bu çıkarımdan varmak istediğim nokta bu sistem tamamen kendini yok etmeye programlıdır ve öyle ya da böyle yok olacaktır.Ondan sonra ne mi olacak?Maalesef sakat bir dünya ve sorumlulukları bize kalacak…

8 Ekim 2008 Çarşamba

küp minübüsler ve mermer kafalı şöförler..

formula pilotuyla , bizim minübüsçüler arasında ne fark var sizce????.bulamadınız dimi...sölim..formulacılar çok iyi kazanıyo ve trafiğe kapalı alanda takılıyolar..gerisi aynı hırs aynı azim...arkadaş adama hiç kimse fizik dersi vermemiş olabilir ama dikizaynasından da mı görmüyosun şahlanan minübüs içinde düşmemek için insanların yanlarındakinin ayağına çıktığını , teyzelerin uçuştgunu ,gençlerin karizmasının dağıldıgını ..
tamam hadi bunu anlamadın ki şaşırmıyorum..peki kırmızıda arabalar dururken hızlanarak onlara yaklaşırken aklından ne geçiyo onu söle bari , gençliğim çürüdü düşünmekten..mesela orda sen onların kıçına kadar gazzlayıp son anda frene bastığında koltuklarımızdan havalanıyoruz , sen bundan zevk aldığımızı mı zannediyosun onu söle desem ...sence hepimiz minübüse binmediğimiz zamanlar boğaların üstüne binip , düşmemeye mi çalışıyoruz..amerikalımıyız lan biz dıngıl adam ?
küp minübüsü kim icat etti acaba..binaları mozaik le kaplamayı bulan adammı acaba??merak ediyorum arkadaş..dur görsel kısmı siq ( iskoçca "kötü" demek ) gibi olsun , amortisör olmasın ( her çıkıntıdan geçerken uçucakmışız hissiyatını engelleyen parça ) , motor koyarız , uzun vites koyarız gerisinide kullanıcakların fantezilerine bırakırız mı dedin?...açıkla olabilir kör de olabilirsin bence kör biri için o aracı tasarlamak takdire şayan bi durum..ve o adamların minübüsün içini döşemesine izin verip olucakları önceden tahmin etmende dahiyane..tüm saygım sana küp kafalı tasarımcı.

nato mermer nato kafa nedemek ???


yunanca bir deyim. orjinali;
"na to kefari,na to mermari"
na: iste demek
to: on ek. ingilizcedeki the gibi.
kefari: kafa
mermari: mermer

"iste kafa, iste mermer!"

kaynakça :http://sozluk.sourtimes.org

7 Ekim 2008 Salı

bürokrasi

arkadaş ülke değiştirip garip insanlarla yaşamaya başlıycam gerilmiyorum , bi notere bi devlet dairesine giriyorum kitlesel imha silahına dönüşmemek için zor tutuyorum kendimi.arkadaş her iş yokuşa sürülürmü , her iş en salakça , en ters , en manasız şekilde yapılırmı..sistem tamamen seni yıldırmaya ve sen ne siqim bilirsinki 1896 dan beri sistem böle atalarımız dogrudur seklinde işliyo sistem.bi beyannemeyle 10-15 dakkada binlerce dolarlık vergi verip , 4,9 YTL lik damga pulu vergisi için cevizlibağa gidip vergi dairesinde 90 dakika harcamayla alakalı ne dersiniz ( abi o sürede maç yapılır diyen 2.lig futbolcuları hemen blogumu terk etsin )...binlerce dolara 4,9 YTL ekleseniz abijim , deseniz adamlara , bi de tekme tokat sen ne salak adamsın diye döverler..
daral geldi anlatırken bile..sigara içicem..

3 Ekim 2008 Cuma

bi' analiz "EGO" bölüm - 1

ego bi insanın en zayıf noktasıdır.egosuna dokunduğunuz ve ezdiğiniz insandan sert ve gergin tepkiler alırsınız.insan içinde doğumdan itibaren inceleştirilmeye başlamamız gereken bi yerdir ego.çünkü zayıflıktır.tüm kompleksli duygular ego ya bağlıdır.ezik hissiyatların babasıdır.kapitalizmin doğuş sebebidir.insanların ölme sebebidir ( savaşlar , bazı terörist eylemler ,bazı cinayetler...vs.)
halk arasında burnu sürtmek deyimi ego ile alakalı kullanılır mesela.askere gitsinde adam olur denmesinin sebebini hiç düşündünmü ey okur!!!cevap vermeden bi düşün bakim..............................................................tamam olmıycak anladım.
ben anlatim ordaki sert hiyerarşik düzen içinde ezilsin ve şımarıklık , bencillik , züppelik gibi siqindirik özellikleri törpülensin diye derler.şimdi anladınmı???? anlamış gibi yapma , www.anladim.com'a gir..

devam edicek..

2 Ekim 2008 Perşembe

salaklık - 6

televizyonda izlediği ve gazetede okuduğu herşeyi yalan sanmak..

salaklık - 5

televizyonda izlediği ve gazetede okuduğu herşeyi doğru sanmak.

salaklık - 4

görmediğinde , görülmediğini sanmak ...

salaklık - 3

kornaya bastığında trafiği açtığını sanmak ..
( bu beyinsizliğe giriyo aslında )

salaklık - 2

hayatının kontrolünü başkasına/başkalarına bırakmak.

salaklık - 1

inandığın gibi yaşamayıp , yaşadığına inanmak...

bunun üzerine uzun uzun yazmaya gerek yok.herkes bu cümlede kendinden bi' parça bulup salaklığını anlar.

1 Ekim 2008 Çarşamba

"jeopolitik konum ve ben"

jeopolitik konumumuz şöyle önemlidir böyle önemlidir , jeostratejik konumumuz enfes önemlidir , bombadır bizim yerimiz diye , senelerce ders kitaplarında anlattılar bize.ama nasıl ve neden kısmını sölemediler.inanılmaz önemliyiz,her şeyimiz ondan.Bu önemi anlatmaya giden tek cümlede bu,yok efendim avrupayla asya arasında köprüymüşüz.Sen mi buldun bunu , dünya haritasına baktın da aklına gelen açıklama bumu oldu ey denyo hocam benim.mesela ukraynada bizim gibi.onla aramızdaki fark ne?neden biz önemliyiz onlar önemsiz?
Şimdi bende dedimki ozaman biz şukadar ( - ) adam değiliz herşey jeopolitik konumdan kaynaklanıyo.Sen suyla giden araba mı yaptın???-- jeopolitik konum sayesindedir--
o zaman ben fena biçimde jeopolitik konumdan etkilenmemiş denyo bi adamım.ben hiç bişey yapamıyorum , ozaman jeopolitik konumun benim üzerimde hiç etkisi yok ya da ben ileri derece denyoyum ( aranızda hakkaten sen denyosun diyenleri duyar gibi oldum , siqtirin gidin blogumdan hemen pisssslikler , şaka şaka kalın ).mesela o jeopolitik önemden ötürü ATATÜRK 7 milletin siyasi ve askeri müdaheleleri ile mücadele etmedimi denyooo hoca , sana diyorummmmm.ozaman tehlikeli bi nokta sen bizi biraz daha aydınlatsana e be salak adam.and mı içtiniz öğrencileri eğitmiycez onlara çok cins bi eğitim verelim çıktıklarında "eritroblastotisfetalis" diyebilsinler ama onun dışında heç bi siqim hatırlamasınlar dimi..böle siq sok şeyleri hatırlasın lazım olanları hatırlamasın....burdan yaşar sucu hocama saygılar sunuyorum.bize kurduğu cümlelerde güzel şeyler anlattı sanırım ama her cümlesi paragraf olduğu için ben azımdan salyalar akarak kaçırdım , kaydım anlatıklarını dinlerken..