24 Ocak 2011 Pazartesi

tek.

aramak

Kafasını önüne eğmiş giderken . toprak geri çekildi , yumuşadı o sert toprak , ağaçlar rengini matlaştırdı , gökyüzü koyuya çaldı , güneş yokmuş gibi davrandı.insanlar zamanda dondu ,içleri burkuldu . çocuklarını özlediler . aslında özledikleri çocukları değildi , gençlikleriydi ... nerden akıllarını geldiğini anlamadılar . o geçti yanlarından kafası önünde . zaman da akan değil zamanın içinde yürüyen oldu . dikine değil enine gidiyordu zamanda .
Açık kalmış kapılarını kontrol etti . canı sıkıldı o kapılara . kapılar uzun zaman önce paslanmış , demir olmak sert olmaktı , demir olmak darbeye dayanmaktı , ama evrendeki en yumuşak ve saf olan su o kapıları paslandırdı . bozdu . kendine kaybolmuştu şimdi . nereye gidicekti . evi yoktu artık . kendi içinde kaldı uzun zaman . o kadar uzun kaldı ki . gerçekle , ilüzyon yer değiştirdi. neresiydi gerçek ?
açılan kapının önüne gitti .ışık sızıyodu içeri . göz alıcı beyaz ışık . sarı ışık gibi değil beyaz bu .ameliyat masası ışığı da olabilir . güneş patlamasıda . melekte .
nefes alışverişini kontrol edemiyordu , zaman çizgisi bozulmuştu . zamanda , zamanın da , zaman'a meydan okuyordu . boş bir atışma oldu aslında .zaman'ın üstüne çıkılması için biraz daha bilmeliydi biraz daha emin olmalıydı . enine veya dikine zaman hep oldu . yükselip kaçamadı zaman'dan ... ve aktı zaman . kapı eşiğinde yaşlanıp öldü . göremedi içerisini . gidişi huzursuz mu oldu acaba , aklı nerde kaldı , gülen bir ifade vardı yüzünde . belkide aradığını buldu . hava güneşli şimdi , ağaçlar sallanıyor rüzgarda , insanlar arabalarına binip işlerine gidiyorlar ve içlerinde burukluk yok .

Ne Nerdeyim !

insan soruyo bazen kendine "nerdeyim !" diye . cevap yoksa zorlanıyoruz . cevap arıyoruz ; bilmeyerek bazende bilerek . cevap parladıgında ise , korkutuyor insanı . o cevabın bedelini ödemeye hazırlanıyoruz . öderizde . ama zaman , geçen zaman , akan kan ve gözyaşı ...