02 Ağustos 2009 Pazar

askerlik

askere gidicem az kaldı.içimde heyecanlanmam gerektiğine dair bi hissiyat var ama heyecanlı değilim.
aynı sünnet gibi.kendim gitmiştim sünnet olmaya,sünnet olmaya hazırdım çünkü.şimdide asker olmaya hazırım sanırım.nasıl lafsa o."asker olmaya hazırım" , lafa bak,daraldım kendi kendime.

gitmeden yapmam gereken birsürü şey varmış gibi hissediyorum ama , yok sanırım.en büyük merakım kaç don götürmem gerektiği herkese aynı soruyu soruyorum.

evden daha öncede uzak kaldım.yalnız yaşadım.ama bu sefer birsürü şehir efsanesiyle gidiyorum.
-botlara dikkat çalarlar.
-kepe dikkat çalarlar.
-palaskaya dikkat çalarlar.
-herşeye zıplama,yorarlar.
-çok enteresan adamlar var.( uzaylılar var gibi sölüyolar ondan yazdım)
-emre itaat et.(etmem gibimi duruyo)
-nereye düştüğün değil komutanın önemli.
-pudra sür , heryerine.
-botları 3 numara büyük al.
-vatka koy botların içine.
-nizamiyeciyle iyi geçin.
-sıvı sabun götür mantar olursun.
-300 kişi ile yatıcan uyuyamassın.
-sabah yatağını toplamadan traşa git yoksa iştimaya yetişemezsin.
-yatağında bozuk para sekmesse bittin.
-türkçe bilmeyen insanlar var.
-dil bilmeyen insanlar var.
-insan olmayanlar var.
-rütbe omuzdaysa uzak dur, gözükme.
-
-


böle böle gidiyo işte.bunları ezberleyip hareket edebilecek biri olsam,zaten büyük adam olurdum arkadaş.ben nasıl bukadar komplike davranim hergün.insanın valla merakı şahlanıyo nasıl bi yer diye.( "git görürsün haahhhaaahaaa" diye küstahça cevap veren askerliğini tamamlamış arkadaşlar var biliyorum).gidim gelim hergünümü yazıcam burda.daral daral daraltıcam kendimi.

Anadolu Kavağı




Sarıyer'den çok güzel bir motor seyahetiyle ulaşılan Anadolu Kavağında,Önce Maho nun dedesinin eski kahvesinde (SEMPATİ CAFE) çay içtik , ardından Galatasaray - Netanya maçını esnafla gayet sohbet muhabbet seyrettikten sonra, yukarıdaki manzarada balık yedik.İşte ölümsüzlüğün sırrı bu.manzaraya bak hizaya gel.Burasıda İstanbul , benim oturduğum beton cehennemide İstanbul.Arkadaş ordakilerde fakir bizde fakiriz.Ama onlar süper yaşıyor.Kıskanmadım , gıpta ettim.bizim Maho biliyo böyle yerleri , ısrar ediyo gidelim diye , ilk önce bi ayak diriyorum sonra ikna olup gidiyorum.Daha pişman olduğum olmadı.Sohbet muhabbet ezan okunmaya başladı biz sahildeyken.İlk önce Kavağın müezzini , insanın negatifliğini alan bi ezan la girdi sabah uyandırmasına.Sonra karşı taraftan üç cami ard arda ezana başladı , kulak pası sildiler resmen kanon yaparak okudular ve inanılmaz sesleri vardı müezzinlerin.ağızlarına sağlık.burdan diyanete sesleniyorum ( onlarda duymuyo tabi haliyle:))))işlerinden sıkılmış kötü sesli müezzinler orada staja yollanmalı bence.bak arkadaş yaptığın iş ulvi bir iş , öle salla pati olmaz bak nasıl okunuyo diye dinletilmeli ve öğretilmeli.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Heybeli Ada

( saratoryum ve çam limanı)


Giderken izlemeyi ve gittikten sonra geldiğim tarafa bakmayı çok sevdiğim ve haz aldığım ender yerlerden biri.Geçenlerde arkadaşım ile beraber gittik.ben normal çay arkadaşımda ada çayı söyledi sahildeki kahvede , simit ve poğaçalarımızı yedik , sohbet ettik.gazetelerimizi okuduk.güneş gökyüzünde eğilmeye başladığı saatlerde çam limanına yürüdük ve deniz bisikleti kiraladık.hani şu iki yunusun çektiği gibi gözükenlerden.açıldık etrafa baktık yabancı bayraklı yelkenlilerin arasında.denize girdik.su soğuk ve pırıl pırıldı.güzeldik.birşeyler yedik ve yukarı tırmanmaya başladık.birazda çamların arasında oturduk.çekirdek yerken etrafımız serçelerle doldu.dertleri çekirdeklerin kabuklarını almak.biz içlerini çıkarıp attık çekirdekleri ve onları izledik.korkmuyolar insandan yaklaşıyolar.ufak güzel yaratıklar.biraz muhabbet ettik.her iyi arkadaşın yaaptığı gibi birbirimize bişeyler öğrettik ogün gene.saolsun zihnimi açar ben tıkandıkça arkadaşım.dünyanın en güzel şeyidir kendi seçtiğin kardeşlerinin olması bide üstüne akıllı olmaları süper.sonra yola devam ettik.tam arada saratoryum girişinin orda bir açıklıktan büyükada ve arkadaki irili ufaklı adaların manzarasına takıldık birde daha önce hiç görmediğimiz bir çay evi.hemen oturduk ve birer çay söyledik.optimistçilerde denizdeydi 60-70 tan yelkenli denizde süzlüyolardı.manzara çok güzeldi.
ön tarafa geri geldiğimizde güneş etrafı kızartmaya başlamıştı.kahveye oturduk çaylarımızı söyledik.esinti çoktu o sebepten üstümüze kalın birşeyler giydik.sarı gözlüklerimi taktım kulağımada Amelie filminin soundtraclarının olduğu mp3 playerımı yerleştirdim.Sanırım valse çalıyodu adına sonradan baktım.O müzikler ogün içinmis demekki, daha önce hiç dinlemedim neredeyse ve 2 aydır mp3 ün içinde.çayım , sigaram , sarı bir manzara , önümde hoplayan zıplayan köpek yavruları , onları kovalayan çocuklar , köpeklerin kovaladığı martı yavruları , arkada ters dalgalı bir deniz ve iskeleye sürekli yanaşan vapurlar , önğmden geçen insanlar , karşıda istanbul , löp löp pamuk bulutlar.birara huzurdan ağlıycaktım.Hafta içini tavsiye ederim.Şehire bukadar yakın olupda bukadar uzakta hissetmek süper.

21 Nisan 2009 Salı

.....

zamaninda asi ve hizli yasamis (dovmelere ve kaslara dikiz) , ama hayat insanin kafasindan gecenleri kendisine uymuyorsa kabullenmez ve dur bu arkadas sert bi mizaca sahip ustune varmayayim demez , olabildigince silahiyla ustune gelir ve onlari kullanmaktan cekinmez.bir anda sinek gibi ezer insani ve gucunuz bir anda onun silahi olur , nekadar gucluyseniz okadar caniniz yanar , nekadar saldirgan yasamissaniz o kadar bogulursunuz. hic bisey vermediyseniz bu hayata hic merhamette alamazsiniz.

15 Nisan 2009 Çarşamba

''BirGün'' kapak olsun 14.04.2009



09 Nisan 2009 Perşembe

if 2009 ( 28. istanbul film festivali )

Afterschool Yönetmen Antonio Campos At The Edge of The World Yönetmen Dan Stone Beautiful Losers Yönetmen Aaron Rose Baghead Yönetmen Mark Duplass, Jay Duplass Franklyn Yönetmen Gerald McMorrow Just Another Love Story Yönetmen Ole Bornedal Lynch: Behind the Curtain Yönetmen blackANDwhite Man on Wire Yönetmen James Marsh The Wrestler Yönetmen Darren Aronofsky The Sky Crawlers Yönetmen Mamoru Oshii The Pleasure of Being Robbed Yönetmen Joshua Safdie The Good,The Bad,TheWeird Yönetmen Kim Jee-woon Story of Jen Yönetmen François Rotger Synecdoche, New York Yönetmen Charlie Kaufman Slumdog Millionaire Yönetmen Danny Boyle Sing For Darfur Yönetmen Johan Kramer O Lucky Man! Yönetmen Lindsay Anderson

Stories On Human Rights

PFIZER

Nijeryalı çocukları kobay olarak kullandığı ortaya çıkan ilaç şirketi Pfizer, onaylanmamış ilaç kullanımı nedeniyle öldürdüğü 200 çocuk için ailelere mahkeme dışında 75 milyon dolar ödeyecek.

1996 yılında Nijerya'nın gecekondu mahallelerinde kamp kurarak onaylanmamış ilaçları üzerinde denediği 200 çocuğun ölümü, sağır, kör veya felç olmasından sorumlu tutulan Pfizer, "kobay" çocukların ailelerine mahkeme dışında 75 milyon dolar ödeyerek olayı kapatmaya çalışıyor.

Nijerya'nın en büyük eyaleti Kano'da görülen ve 1996'da bölgede yaşanan menenjit salgını sırasında meydana gelen olaylara ilişkin davada, Pfizer'a fesat tertip etme ve kasti zarar vermenin de aralarında olduğu 8 ayrı suçlama getirildi. Pfizer için çalışan 8 yönetici ve araştırmacıya 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılırken kurban yakınları da şirkete karşı 2 milyar dolarlık bireysel tazminat talebinde bulundular.


KAYNAK


07 Nisan 2009 Salı

yararlı sitelere saygı kuşağında - 3 -

www.imdb.com (international movie data base)

yararlı sitelere saygı kuşağında - 2 -

www.bildirgec.org

tasarım konularıyla alakalı olanların takip etmesinde fazlasıyla fayda olan bir başyapıt.

06 Nisan 2009 Pazartesi

nah geliştirici



Xtensor adlı alet parmak ve bileği geliştirerek daha iyi nah çekmenizi sağlıyor.yada elinizi güçlendirmek,titrek olmasını engellemek,parmaklarınız daha etkili hale getirmek içinde kullanabilirsiniz.

gelecekte hayat - 4

01 Nisan 2009 Çarşamba

mossad broş

cia broş

ilk resim 1826

KGB broşu

Balina - 3 -

Balina - 2 -

Balina - 1 -

16 Mart 2009 Pazartesi

faydalı bilgi

bazen işini düzgün yapsanda sonuç beklediğin gibi olmayabilir.bu durumda sadece işleri oluruna bırakmak gerekir.aksi takdirde kafada kalıcı hasarlar bırakıcak depresyon başlar.buda insanın özgüvenini elinden alır.yaptığı iyi şeyleride gözönünden siler ve mental çöküş başlar.mental çöküş beraberinde basit işlerinde yapılamaz hale gelmesini sağlar.
insanın kendisini motive etmeyi öğrenmesi gerekir.bunu herzaman başkaları sizin için yapamaz/yapmaz.böyle zamanlarda kendinizi korumak için başka işlerle uğraşmak eniyisidir.

23 Ocak 2009 Cuma

ZEITGEIST

zeitgeist 2008 belgeselini türkçe altyazI ile seyredin.
www.seyret.nl

2009 un İlk Yazısı

ben milenyum ayağını sevemedim bir türlü.bana 96 ımı özellikle 98 imi geri versinler istiyorum.

28 Kasım 2008 Cuma

gelecekte hayat - 3















şimdi gelecekte arabalar uçucakya hani,işte ozaman yanlarındaki evlere çarpmamaları için nasıl bi sistem bulunucak onu çok merak ettim ve araştırdım araştırmamdaki ilgili kaynaklar gizlidir,karanlıktadır.ulaştığım sonuçlar iç gıcıklayıcı oldu.öncelikle ilk yapılmak istenen,bu kadar teknolojik ileride olunca basarız GPS li yön bulmaca dedektörünü araba sittin sene yoldan pardon rotadan çıkmaz ve çarpmaz.lan andaval ya çıkarsa bi şekilde bozulursa aynı anda yüzlerce 11 eylül olmazmı ya da bunu 11 eylül yapma amaçlı adamlar bu GPS zamazingosunu bozup dalmazlarmı 3324 katlı gökdelenlere,bitanesi yıkılsa bi şehir yok olur ebadı binalara.şimdi ben torunlarımın güvenliğini nasıl hiçe sayan bu zihniyete götoş deme hakkımı kullanmam.götoş...neyse ikinci şık binalara demir bariyerler takmak,pencere etraflarına demir bariyerler kurulması suretiyle oluşan kazada zarar en aza indirilecekmiş,bak sen adamın zarar dediği nice masım hayat.diyelim ozamanın şartlarında doğan görünümlü şahinlerin yerini almış uçak görünümlü hyundai accentli gençler hız yapınca o demir neye yarar ey bilimadamı.diğer bi şıkda araçların yumuşak olması,böyle jelibon gibi,çarpma esnasında bütün enerjiyi emip şekeri bitiricez yani.uzatmak istemiyorum 13 farklı yöntem buldum ama hepside tehlikeli ve güvenlikten uzak.heleki bu aletlerin bize Türk gençliğine verilmesi var ki o başka bi yazımın konusu olucak.sözün özü istemiyoruz arkadaş böle araçlar.go home future!!!

Çin hakkında karışık bilgi

buralar iÇin herkesin çeşitli yorumları var.orda herşey 1YTL,adamların tüm malları dandik olm,hepsi kısa,kızları çirkin,pislik içinde yaşıyorlar,dinsizler,şerefsizler,onlara güven olmaz,her yer kokuyo,.......vb. birçok şehir efsanesi.arkadaş geldik gördük,yemekleri bize uygun değil bikere onu söylim,çok yumuşak tadları var ve genelde şekerli yani bizim alıştığımız ağır tadlar burda yok.Artık buralarda pahalanmış onuda sölim ikinci olarak.herşey 1 YTL değil , 0,80 YTL gerisini bizimkiler kar olarak koyuyomuş ekiekiekiekiekieki ( espri yaptım ).aslen her şartta ciddiyetimi korurum ama koruyamadım.arkadaş para versen bizim gibi salakalrı bulamassın.adamları nasıl kızdırdıysak - ki sanırım şöyle oldu o durum, biz adamlardan bizim dallama tüccarlarımız yaptırtıp getirdikleri dandik malları kullandıkça bunlara salladık çin malları şöyle kötü böyle kötü diye bide üstüne getirilimesinler diye bizim süper Dış Ticaret Müsteşarlığımız bi dünya ekstra vergi yapıştırdı ürünlere , adamlarda bunu öğrendi.Ve İzmir'de yapılan bi toplantıda arkadaşım size olan ihracatımız %0,08 dediler(türkçesi,si kimsiniz?),yollamasak nolur dediler ve ipler gerilmeye başladı.ondan sonrada olan oldu adamlar artık bizden pek hazetmiyolar sölim.vize falan olayları baya zor artık.neyse konuyu dağıtmim adamların el işçiliği,nezaketleri falan bize fazla gelir.

fight back

kulakları çınlasın dostum muko nun bana öğrettiği bi deyim.bi müddet zorunlu sebeplerden yazılarıma ara verdim ve gördümki takipçilerim sağda solda eylem yapmışlar,protesto yürüyüşleri düzenleyip,gaddarca yemek yemişler.geri geldim sakin olun.merak ediyorlarmış Hindistan'da olanları eşsiz yorumlarımı merak etmişler.

arkadaşlar düşünelim; fayda,maliyet analizi yapıcaz.bu işten zararlı çıkan kim,müslümanlar ve hindular.peki bu işten kazançlı çıkan kim pakistanın yönetimini koruyamayanlar.pakistan kaybedilince yakınında bi süper güç olan hindistan altedilmek isteniyor.bunu yapmak,barış içinde yaşayan çok fazla etnik grubun olduğu yerlerde zor.o yüzden ilkönce adamlar ayrıştırılmalı herkes safını bilmeli.bunun için acele edilmiş olunacakki böyle sert bi eylemle başladı mevzu.ama unutmayın bu sadece başlangıç arkası domino taşı gibi gelicek.çünkü burda amerika ve rusya göğüs göğüse alttan alttan çarpışacaklar.olanlarda masum halka ve dünya geleceğine olucak.ama şu sıra dünyanın en büyük ihracatçılarından olan hindistana silah satmak onların dolar rezervini azaltarak krizin etkili olduğu ülkelere ekonumik fayda sağlayacaktır.bu tarz eylemlerin arkasındaki kan emiciler için faydaları saymakla bitmez.hindu tarafında ki faşist partileri desteklerler ve ellerine bu şekilde güzel kozlar verirler.böylece yönetim değiştiğinde de söz sahibi olurlar.Allah Hindistan'a kolaylık ve sabır versin eski hatıraları canlandırırlarsa oralarda çok insan zarar görecektir. bu yüzden orda ki olayda da dostum muko nun deyimini ordaki onursuzlar için kullanıcam adamlar fight back yaptı.umarım kendi pisliklerinde boğulurlar.

hile,hurda

10 Kasım 2008 Pazartesi

gelecekte hayat - 2

kaç kişi bu durumda paniğe kapılmaz acaba?al sana bi gelecekte senaryosu da bu.astronot oldun 2082 de ve ay'a gittin.yere uzandın ve aramaya gittiğin uzaylı bokunu yerden aldın, arkanı döndün dünya ya bir bakimde annanem melisacan'a anlatırım süper manzarayı dedin,ahanda görüntü bu.aklına ne gelir ilk?ben çok garip bir küfür sallayabilirim mesela.gerçi böyle durumlarda beyin küfürlerden en ilkelini seçermiş."anannnııııııı siiiqiiiimmmmmm uuuuuu" gibi sesler çıkar bünyeden gerçekte(stanford üniversitesi araştırması 1873 Prof.Daniel Almond Nutella).

gelecekte hayat - 1

yollar genişletilemez hale gelicek.binalar büyütülemez hale gelicek.insan yığınları şehirleri doldurduğunda halkın şehir içindeki hareketi gelecekte nasıl rahatlatılacak?herkesin evden çıkması engelenerek.nasıl mı?şöyle ki tüm hizmetler ve ihtiyaçlar insanların bulunduğu yerlere iletilecek.herkes evinden çalışacak.arkadaşlıklar yazışma programlarından devam edicek ve fiziksel temaslar minimuma inicek.insanlar sanal hayatlar yaşamaya başlayacaklar.istediğimiz tadları aldığımız samanlarla beslenicez.evler kişi başı 30 metrekare olucak.eski gaysan mobilyalar tarzında hayatlar olucak katlanmış ve çok işlevli.yüzmek isteyenler binanın bodrumuna inip havuza giricek.tek bir kulvar kullanabilecek.havuzda saçma sapan atlamalar ve dalıp nefesini tutmalar tarzında eğlenceler olmayacak.işini bitirip sıranı devrediceksin.dünyada sigara ve içki yasak olucak hatta kimse onların ne olduğunu bile bilmiyecek.herşey poliüretan veya fiber olucak.ayaklar doğal zeminlere basmayacak.hastalıklar oldukça azaltılmış insanlar 100 sene ortalamayla yaşıyor olacaklar.ölümlerin genel sebebi intihar olucak.gece canınız tatlı istediğinde bulunabilecek tek şey küçük bi sıvı tatlandırıcı olucak.şehirlere girmek için özel izinler gerekicek.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Devrim

Devrim deyince ne anlıyoruz?cidden çok merak ediyorum.devrim kelimesini duyan 10 insandan 9 u paniğe kapılıyor.hayır komünizm istemiyoruz paniği bu genelde.arkadaş kelimelerin anlamları bu durumda ne hale geliyor aklım almıyor.Atatürk devrimci değilmiydi?sigarayı uzun bir süreden sonra bırakmak devrim değilmidir insann kendisi açısından?Mesela Amerika'nın kendi piyasasında olan firmalara 850 milyar dolarlık yardımda bulunması liberal ekonomik sisteme aykırı değilmi?Devlet müdahelesi olamaması gerekmezmi serbest piyasada?bu durumda Amerika'nın yaptığı sosyalist bi tavırdır.Yani ekonomilerde de devrim olabilir.Haydi arkadaşlar alttaki tanımı bir okuyalım,okuduğumuzu anlamaya çalışalım.

Devrim, Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik.
(kaynak : wikipedia)

oku bakalım ne yazıyo yukarda?anlamadıysan bir daha oku.hayatın mükemmel olduğunu düşünüyorsak yapılacak devrim kalmamış demektir.Yok eğer mükemmel değil diyorsanız -ki hayır hayır seslerini duyar gibi oluyorum sevgili okurlarım- devrimler devam etmek zorundadır.hayatlarımızda ki , toplumumuzda ki sonrada dünyamızda ki kötü giden yapıları değiştirmeli,gelişkin ve faydalı duruma getirilmeliyiz.

Atatürk gibi ulu devrimci önderimizi hatırladığımız ve hatırlattığımız şu günlerde size tavsiyem onuda doğru anlamaya çalışmak.tabi şimdi çoğunuza hıyar gibi anlatıldığı için o zaman yapılan devimlerin çok kolay olduğunu düşünüyorsunuz.o zaman mesela kaç taneniz alfabeden bi harfi değiştiricek devrimi yapabilir ya da bunun için ne gerekir bilebilir.Atatürk hakkında vatan hainidir diye bildirge yayınlandıktan sonra devrimi yaptı hem iç hem dış düşmanlara karşı.peki o esna yakalansaydı osmanlı artığı yönetim tarafından.muhtemelen idam edilecekti ve biz onu tarih kitaplarında bir satır olarak okuyacaktık vatan haini olarak.olayları tek bir pencereden anlamak ve saygısızlık yapmak çok basittir,basit insanlar için.devimleri anlamak devrimi anlamak önemlidir.kelimeleri doğru anlamlarıyla anlayalım.şimdi alttaki yazıyı dikkatle okuyalım ve anlamaya çalışalım.hadi güzellerim benim.

Türk milletinin istidadı(yetenek, yatkınlık, eğilim)ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.
Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.
İnkılap(devrim kelimesinin 82 yilindan sonra devlete gore daha makul olani), Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.ATATÜRK

16 Ekim 2008 Perşembe

yararlı sitelere saygı kuşağında

www.classicfootballshirts.co.uk

eski , klasik , dünya , klüp , kullanılmış , yepisyeni formalar burda . sitede birçok farklı ülkeye ve takıma ait formalar satılmakta.site çok güzel düşünülmüş ve içeriği gittikçe zenginleşen uzun zamandır gördüğüm ender içinde kaybolunan cinsten sitelerden.

14 Ekim 2008 Salı

sır'ra kadem basasım , pastaya krema koyasım gelir aniden...

durum cidden başlık gibi . arasıra öyle bi daral geliyor ki insan saçmalıyor.arkadaş kendi evinde insan özgür olmaz mı , özeli olmaz mı ? arkadaş bende bi annane var beraber 3 oda 1 salon evde yaşıyoruz , pardon o yaşıyor .2 kişi sığamıyoruz eve , benim eşyalarımda sığmıyor tabii . eskiden kalma kitaplarım var üniversite sınavından kalma , sağdan soldan aldıgım eski dergiler filan da var , neyse uzatmim bi dolabın yanında duruyolar , bende atmak istemiyorum.arkadaş senelerdir bastırır bana "at o kitapları" "at kitapları" sonra baktı ki ben yemiyorum durumu ve atmak istemiyorum , son senelerde söylem değiştirip o kitapları ihtiyacı olana verelim demeye başladı son günlerde de camii ye verelim yazık ordaki çocuklara demeye başladı . neyse bugün ailenin diğer üyelerininde baskılarıyla ( annanem sussun diye baskı yapıyolar ) kabul ettim . ayıklim kitapları ondan sonra verirsin dedim ve araya sıkıştırıp sordum " annane kitaplar kalkınca yerine bi'şey koyucakmısın?" eyvah eyvah duydugum cevap beni duraklattı senelerin baskısının sebebi , yazın halıları kaldırınca , yuvarlak halde oraya dikmek içinmiş....baktım ortada benim lise yıllığı dolanıyor , kel alaka anlamadım sordum bu ne arıyo ortada diye ( kapaklı ve kapağı kapalı kütüphanemde sıkışık bi' arada durduğu ve annanem oraya yetişmek için çok zorlanıcağı için ) şaşırdım çünkü..neyse sadede gelim cevap şu "kitap aradım okumak için , bi' şey bulamadım , orada bunu gördüm bakim dedim " yaaa annane bi git ya , bulmaca çözemiyorsun göremediğin için , 70 yaşındasın , orda senelerdir ilk defa kitap arıyorsun ve buda yetmezmş gibi seneler önceki resmimi o kalın mal almanağında arayıp bulup okuycaksın , eeee ben kıllanmim de kim kıllansın bu durumdan..hemen gittim dolaba bakmaya , açtım kapağı , sen tut ne var ne yok etrafta bıraktığım dandirik gazeteler , manasız ders notları , işimle alakalı kataloglar nerde saçma rutik şey varsa tutmuş sıkıştırmış oraya..ve ne dersem diyim ne sölersem sölim o haklı çıkıyor . küçük şımarık kardeş gibi bi durum . yaşlıları sevelim mesajı vermek isterdim ama şu sıra hepsini bi' yerde toplayıp napalm atasım var.

bi' analiz "EGO" bölüm - 2

gerekli koşullar oluştuğunda her insan egosunun kurbanı olur ve onu dışarı çıkarır.ve bunu farkedicek kadarda akıllı biriyse anında mevzuyu kurtarmak için saçmalamaya başlar ve manasız şeylerle sizi itham eder ve nekadar hatalı ve haksız olduğunuzu söylemeye başlar.ego ile yazıcaklarım bundan ibaret.uzatmayın uzattırmayın.

11 Ekim 2008 Cumartesi

bi' analiz "maaş"

ya arkadaş toplam da ( 5 + 3 + 4 + 4 ) = 14 sene biraz artıyla ( üniversiteyi kazanamama + uzatma ) 17 sene falan okuyoruz.17 sene çarpı 12 ay =204 ay yapar , her ay ortalama bize 250 YTL harcansa bugüne kadar 51000 YTL para harcanmış bize.mezun olup iş bulsak aylık iyi ihtimal 1200YTL kötü ihtimal 600YTL alıcaz.ortalaması 900 YTL yapar.bu paranın hepsini su bile içmeden biriktirsek (51000YTL / 900 ytl = 56,6 ay) toplam 4,7 senede harcadığımızı amorti ediyoruz.yani yaklaşık 5 sene sonunda yani ilk hesabımıza eklersek toplam 22 yılda başabaş noktasına geliyoruz ilkokulada 7 yaşında başlasak 29 yaşına geldiğimizde hayata başlayabiliriz borçsuz harçsız.tabi o 5 sene boyunca hiçbirşey yemiycez , içmiycez , giymiycez , bi yerde barınmıycaz yani bizimle ilgili hiç bir harcama yapılmıycak.Arada görece şanslı insanlar çıkıp amorti süresini 3 veya 2 seneye indirenler olabilir ama bunlar da o süreleri indirmek için bi yerlerde fazladan harcama yapmışlar ve amorti süresini aslında gene yukarı taşıyarak gene aynı noktalara yakın yerlere getirmişlerdir.

10 Ekim 2008 Cuma

Büyük Balık , Küçük Balık ;

Kapitalizmin çatırtıları duyulmaya başladı.Artık insanların gözlerinin önündeki perdeden zoraki de olsa ışık sızıyor.Kapitalizm nedir?Kapitalizm vahşettir.Tüketemeyeceğin metaları boşa harcamaktır.Üzerinde fazla çalışılmamış bir örnekle durumu izah etmeye çalışacağım.

Dünyada 1000 birim doğal kaynak olsun ( petrol , demir , su ….vs) tüm insanlık eşit paylaştığında 10 senede 1 birim doğal kaynak tüketiliyor olsun.Bu durumda doğal kaynaklar insanlara 10.000 yıl yetecek demektir.Kapitalizm’de ise durum şu: Ne kadar bulup çıkarırsan , depolarsan , kazanırsan o kadarı senindir ve harcamayı da istediğin gibi yaparsın.Bu durumda akıllı , zeki , çalışkan olmak demek bu kaynaklardan çok fazla ele geçirmekle doğru orantılıdır.Üretken olmak ise bu kaynakların nasıl ele geçirileceğini iyi planlayabilmektir.Bu durumda Üretken , zeki , akıllı , ve çalışkan adayları bu işe sert bir şekilde girişir ve önlerine çıkan engelleri gerektiğinde cinayetle de olsa geçer ve hedefe doğru hareket ederler.Bu durumda herkes kaynaklara bu gözle baktığı ve saldırdığı için kaynaklar hem eşit dağılmıyor hemde 10 yılda 10 birim kaynak harcanıyor ( örneğin siz 1200cc bir araca binerek aylık yakıt ihtiyacınızı 70 lt. olarak kullanırken bir başkası 5000cc bir araç kullanarak aylık yakıt ihtiyacını 400-450 lt. gibi seviyelerde tutmaktadır.).Hal böyle olunca kaynaklarda hızla erimekte ve yok olmaktadır.

Anlatmaya çalıştığım şey öyle veya böyle kapitalizmin kendini parçalayacağı veya kabuk değiştirip daha sosyal bir yapıya dönüşeceğidir . Vahşi kapitalizmin üyeleri , insanları sürekli tüketmeye yönlendirmekte onlara yeni ihtiyaçlar oluşturmaktadır.Bu sayede sürekli olarak diğer üyelerin önüne geçmeye çalışarak değerli kağıt ve madenleri eline geçirmeye çalışmaktadırlar.Büyük balık küçük balığı yutar felsefesi ile hareket eden sistem üyeleri , bir müddet sonra tüm değerli metalar kendi ellerine geçtiğinde ( süreç olarak büyük balıklar küçük balıkları tamamen yuttuğunda yem olarak ne kalıcak?) bu sefer birbirlerine karşı mücadele sertleşicek ve rakipler bu durumda artık av olucaklardır.

Devletlerde aynı şekilde birbirlerine karşı politikalar belirlerler .Enerji ve gıdada dışa bağımlı olmak köle olmaktır ve bunu bilen devletler politikalarını , başka ülkelerin kendilerine bağımlı olması ve enerji kaynaklarını ele geçirme şeklinde belirlerler.
Bu çıkarımdan varmak istediğim nokta bu sistem tamamen kendini yok etmeye programlıdır ve öyle ya da böyle yok olacaktır.Ondan sonra ne mi olacak?Maalesef sakat bir dünya ve sorumlulukları bize kalacak…

08 Ekim 2008 Çarşamba

küp minübüsler ve mermer kafalı şöförler..

formula pilotuyla , bizim minübüsçüler arasında ne fark var sizce????.bulamadınız dimi...sölim..formulacılar çok iyi kazanıyo ve trafiğe kapalı alanda takılıyolar..gerisi aynı hırs aynı azim...arkadaş adama hiç kimse fizik dersi vermemiş olabilir ama dikizaynasından da mı görmüyosun şahlanan minübüs içinde düşmemek için insanların yanlarındakinin ayağına çıktığını , teyzelerin uçuştgunu ,gençlerin karizmasının dağıldıgını ..
tamam hadi bunu anlamadın ki şaşırmıyorum..peki kırmızıda arabalar dururken hızlanarak onlara yaklaşırken aklından ne geçiyo onu söle bari , gençliğim çürüdü düşünmekten..mesela orda sen onların kıçına kadar gazzlayıp son anda frene bastığında koltuklarımızdan havalanıyoruz , sen bundan zevk aldığımızı mı zannediyosun onu söle desem ...sence hepimiz minübüse binmediğimiz zamanlar boğaların üstüne binip , düşmemeye mi çalışıyoruz..amerikalımıyız lan biz dıngıl adam ?
küp minübüsü kim icat etti acaba..binaları mozaik le kaplamayı bulan adammı acaba??merak ediyorum arkadaş..dur görsel kısmı siq ( iskoçca "kötü" demek ) gibi olsun , amortisör olmasın ( her çıkıntıdan geçerken uçucakmışız hissiyatını engelleyen parça ) , motor koyarız , uzun vites koyarız gerisinide kullanıcakların fantezilerine bırakırız mı dedin?...açıkla olabilir kör de olabilirsin bence kör biri için o aracı tasarlamak takdire şayan bi durum..ve o adamların minübüsün içini döşemesine izin verip olucakları önceden tahmin etmende dahiyane..tüm saygım sana küp kafalı tasarımcı.

nato mermer nato kafa nedemek ???


yunanca bir deyim. orjinali;
"na to kefari,na to mermari"
na: iste demek
to: on ek. ingilizcedeki the gibi.
kefari: kafa
mermari: mermer

"iste kafa, iste mermer!"

kaynakça :http://sozluk.sourtimes.org

07 Ekim 2008 Salı

bürokrasi

arkadaş ülke değiştirip garip insanlarla yaşamaya başlıycam gerilmiyorum , bi notere bi devlet dairesine giriyorum kitlesel imha silahına dönüşmemek için zor tutuyorum kendimi.arkadaş her iş yokuşa sürülürmü , her iş en salakça , en ters , en manasız şekilde yapılırmı..sistem tamamen seni yıldırmaya ve sen ne siqim bilirsinki 1896 dan beri sistem böle atalarımız dogrudur seklinde işliyo sistem.bi beyannemeyle 10-15 dakkada binlerce dolarlık vergi verip , 4,9 YTL lik damga pulu vergisi için cevizlibağa gidip vergi dairesinde 90 dakika harcamayla alakalı ne dersiniz ( abi o sürede maç yapılır diyen 2.lig futbolcuları hemen blogumu terk etsin )...binlerce dolara 4,9 YTL ekleseniz abijim , deseniz adamlara , bi de tekme tokat sen ne salak adamsın diye döverler..
daral geldi anlatırken bile..sigara içicem..

03 Ekim 2008 Cuma

bi' analiz "EGO" bölüm - 1

ego bi insanın en zayıf noktasıdır.egosuna dokunduğunuz ve ezdiğiniz insandan sert ve gergin tepkiler alırsınız.insan içinde doğumdan itibaren inceleştirilmeye başlamamız gereken bi yerdir ego.çünkü zayıflıktır.tüm kompleksli duygular ego ya bağlıdır.ezik hissiyatların babasıdır.kapitalizmin doğuş sebebidir.insanların ölme sebebidir ( savaşlar , bazı terörist eylemler ,bazı cinayetler...vs.)
halk arasında burnu sürtmek deyimi ego ile alakalı kullanılır mesela.askere gitsinde adam olur denmesinin sebebini hiç düşündünmü ey okur!!!cevap vermeden bi düşün bakim..............................................................tamam olmıycak anladım.
ben anlatim ordaki sert hiyerarşik düzen içinde ezilsin ve şımarıklık , bencillik , züppelik gibi siqindirik özellikleri törpülensin diye derler.şimdi anladınmı???? anlamış gibi yapma , www.anladim.com'a gir..

devam edicek..

02 Ekim 2008 Perşembe

salaklık - 6

televizyonda izlediği ve gazetede okuduğu herşeyi yalan sanmak..

salaklık - 5

televizyonda izlediği ve gazetede okuduğu herşeyi doğru sanmak.

salaklık - 4

görmediğinde , görülmediğini sanmak ...

salaklık - 3

kornaya bastığında trafiği açtığını sanmak ..
( bu beyinsizliğe giriyo aslında )

salaklık - 2

hayatının kontrolünü başkasına/başkalarına bırakmak.

salaklık - 1

inandığın gibi yaşamayıp , yaşadığına inanmak...

bunun üzerine uzun uzun yazmaya gerek yok.herkes bu cümlede kendinden bi' parça bulup salaklığını anlar.

01 Ekim 2008 Çarşamba

"jeopolitik konum ve ben"

jeopolitik konumumuz şöyle önemlidir böyle önemlidir , jeostratejik konumumuz enfes önemlidir , bombadır bizim yerimiz diye , senelerce ders kitaplarında anlattılar bize.ama nasıl ve neden kısmını sölemediler.inanılmaz önemliyiz,her şeyimiz ondan.Bu önemi anlatmaya giden tek cümlede bu,yok efendim avrupayla asya arasında köprüymüşüz.Sen mi buldun bunu , dünya haritasına baktın da aklına gelen açıklama bumu oldu ey denyo hocam benim.mesela ukraynada bizim gibi.onla aramızdaki fark ne?neden biz önemliyiz onlar önemsiz?
Şimdi bende dedimki ozaman biz şukadar ( - ) adam değiliz herşey jeopolitik konumdan kaynaklanıyo.Sen suyla giden araba mı yaptın???-- jeopolitik konum sayesindedir--
o zaman ben fena biçimde jeopolitik konumdan etkilenmemiş denyo bi adamım.ben hiç bişey yapamıyorum , ozaman jeopolitik konumun benim üzerimde hiç etkisi yok ya da ben ileri derece denyoyum ( aranızda hakkaten sen denyosun diyenleri duyar gibi oldum , siqtirin gidin blogumdan hemen pisssslikler , şaka şaka kalın ).mesela o jeopolitik önemden ötürü ATATÜRK 7 milletin siyasi ve askeri müdaheleleri ile mücadele etmedimi denyooo hoca , sana diyorummmmm.ozaman tehlikeli bi nokta sen bizi biraz daha aydınlatsana e be salak adam.and mı içtiniz öğrencileri eğitmiycez onlara çok cins bi eğitim verelim çıktıklarında "eritroblastotisfetalis" diyebilsinler ama onun dışında heç bi siqim hatırlamasınlar dimi..böle siq sok şeyleri hatırlasın lazım olanları hatırlamasın....burdan yaşar sucu hocama saygılar sunuyorum.bize kurduğu cümlelerde güzel şeyler anlattı sanırım ama her cümlesi paragraf olduğu için ben azımdan salyalar akarak kaçırdım , kaydım anlatıklarını dinlerken..

29 Eylül 2008 Pazartesi

ramazan bayramı

eskiden bina bina dolaşır para toplardık ramazan bayramında , bide topladığımız harçlıklarlı ataricilere ve kırtasiyelere teslim ederdik ( torpil , kız kaçıran ,füze ...vb küçük kitle dağıtım silahları ) . sürekli birileri şeker verirdi bize , bütün yaşlılarda para verirdi . şimdi yalan olduk biraz zaman geçti üzerinden 18 yıl kadar ...
şimdi nefret ediyorum bayramlardan , bedava toplu taşıma da bu nefretimi pekiştiriyo.her yer kalabalık garip garip adamlarla dolu siyah pantolon beyaz gömlekli , parlak gömlekli kalın kolyeli genç-adam-herif karışımı şahsiyetler ve korku filminden fırlamış takım elbiseli ufak çocuklar ( papyonlu ve cepkenli ).dışarı çıkasım gelmiyo , bayram süresince evde oturasım var.

herkesin bayramı kutlu ve mutlu olsun.

bi' analiz "DİL ve SİYASET"

bence diller ve kullanım şekilleri o toplumun siyasi yapısını açık şekilde ortaya koyuyo.
örneğin ingilizler , ingilizceyi gayet küstahça ve ukalaca konuşuyolar (böyle burunları yukarda bi' ifadeleri var) siyasetlerine bakınca evet siyasetleri de öyle kibirli ve kendini beğenmiş , kral ve kraliçeden gelen parlementer rejim hala kral ve kraliçe kurumunu koruyo.Ve uzun yıllar dünyanın en büyük topraklarına hakim olmuşlar , sömürmüşler deli gibi ve hala kibir devam ediyo.Amerikan ingilizcesi daha yuvarlak ,eee tabi onlarda kral kraliçe yok , yılış bi dilleri var.Fransa mesela kendi dilimden başka dil konuşmam der , diğer insanlarla fransızları farklı sınıflar ve kral kraliçe kurumunu her nekadar kaldırmış olsada o zamana kadar sadece dünyalığı yapmış ve koca kuzey afrikaya fransızca öğretmiştir.Osmanlının da dili ağırdı ama o da imparatorluktu ve uzun yıllar devam etti.Latince mesela o da sert bi dildi büyük iskender , roma imparotorluğu gibi büyük adam ve imparatorluklar bu dili konuşurdu.Daha ayrıntılı yazmak isterdim ama aklıma aniden gelen bi konu hakkında ki sadece tecrübesel ve görsel olarak anladıklarım bunlar ve analizim de bu.

24 Eylül 2008 Çarşamba

24092008 ilk yazı

madem blok açtim yazıda yazayım.düşündün taşındım ne yazim ilk olarak diye , ve bulamadım , biraz daha düşünücem....


buldum.......yok güzel değil.....yazmıcam.başka düşünüyorum....

tamam bu sefer buldum...ilk yazımı sosyal içerikli boş bi yazı olarak yazıcam.

*** *** ***
Şimdi diyolarki Afrika insanı fakir.Bizim de kafamızdaki görüntülerde , çöl e benzer kırmızı ve sarı kumlarla kaplı boş topraklar var Afrika ile alakalı olarak.Bizde bu görüntülere istinaden ( dolayısıyla kelimesinin Urducası ) evet bu adamlar fakirdir , açtır , muhtaçtır gibi kelimeler kullanıyoruz.Ama şimdi bi düşünelim - ki ender yapıyoruz - .Petrolleri varmı bu adamların ?Eger bi firiniz yoksa ( http://www.ntvmsnbc.com/news/340019.asp ).Peki bu adamların pırlanta ya da işlenmemiş adıyla Avi'lerin söylemiyle elmasları varmı ?( elmasın değerini bilmeyenlere bakın diyebileceğim bi yer yok , muhtemelen hiç kız arkadaşınız olmamış veya magazin programlarındaki çükümoto mankenleri vb.güruhu görmediniz ,bu durumda lütfen blogumu terk edin.Şaka şaka isterseniz kalabilirsiniz.)..Neyse bunların cevapları öküzler gibi bağıra bağıra evet'tir..Peki ben birleşmiş milletler komisyonunda Fransa , Hollanda ve Belçika delegelerine desemki ( tabi onların bi denyoluk yapıp beni oraya almaları gerekiyo önce bide üstüne denyoluğu aşıp bana mikrofon vermeleri gerekiyo ).How are you?("nasılsınız?" yumuşatma sorusu ,az sonra ters köşe yapıcağımı bilmesinler anlamasınlar , sorularımla onlara yalaklanıcam sansınlar ve sorularıma mal gibi hemen evet diye cevap versinler diye.) ...sonra desemki ...Haven't Africa got petrol ? (Africanın petrolü yokmu ?) ardından da patlatsam..>Haven't Africa got precious stones or diamonds mines?(Afrikanın değerli taş ve elmas madenleri yok mu? sorusu ile ne olacagına dair şüphelendirsem ve daha onlar anlıyamdan patlatsam bombayı.) Why are they very poor?(neden çok fakirler?)...bu bok gibi ingilizcemle bunu sorduktan sonra , adamlar --ya arkadaşım biz bunları aldık köle yaptık ( onlar mızraklarla hayvan avlayıp kabile hayatı yaşarken bu sikimsonik karakterli aç köpekler ellerinde barutlu silahlar la gidince muhtemelen afrikalılar bunları uzaylı sandı tabi.bunlarda aldılar tüm hayatlarını.) yetinmedik kaynaklarınıda ellerinden aldık bide üstüne içlerine nifak sokup birbirlerini kestirdik parçalattık , dolayısıyla tüm herşeylerini aldık ondan fakirler deme olasılığını merak ediyorum.

24092008 ACILIS

HAYIRLARA VESİLE OLMASI DİLEGİYLE.
ARTIK YAYINDAYIM.